Ana Sayfa EDİTÖR SEÇİMİ 2 Mayıs 2018 1518 Görüntüleme

AĞLAMA!

Sen elinden geleni yaptın hocam!
Bu kadarmış.
Şanssızlık, hakem faktörü, TFF, oyuncu profili, maddi durum, yönetimsel hatalar ve tecrübesizlik en büyük etkenler, Samsunspor’un küme düşmesinde…
Gerisi hikaye, gerisi boş hocam!
Bütün kabahat Besim hocanın mı?
Ya; hırsızın hiç mi suçu yok?
Oyunculara yada hakemlere ne demeli?
***
Bu işler zincirlemedir, halka halkadır.
Taraftar da, başkan da, yönetim de, futbolcu da, teknik adam da, hakem de, TFF’ de, doktor da, psikolog da, aşçı da, malzemeci de, basın da herkes bu halkanın içinde.
Yani; ‘bir mıh bir at kurtarır, bir at bir komutan kurtarır, bir komutan bir savaş kurtarır, bir savaş bir ülkeyi kurtarır!’ misali…
Bu saatten sonra suçlu aramaya gerek yok.
Sadece; Samsunspor’u çalanlardan hesap sorulsun yeter!
***
Samsunspor’un Lig’de kalmasını en çok isteyen kişi kimdir? Diye bana haftalar öncesinden sorsalardı? Besim Durmuş derdim…
Fakat başaramadı.
Olmadı arkadaş olmadı işte.
Ne desen de herkes haklı şimdi.
Fakat; kantarın topunu fazla kaçırmayalım.
***
Hiç kimse hocaya kızmasın.
Bu takımın düşmesinde oyuncuların çook büyük payı var.
Gaziantep’te bu takım benim gözümde küme düşmüştü zaten.
O maçı da alacaksın be kardeşim.
O maçı da hoca kazanamaz ki be kardeşim.
O maçı da kaybeden kadro formasını, kramponunu kaldırıp duvara assın!
İlk kez forma giyen çoluk çocuğa yenildi Samsunspor o müsabakada…
***
Besim hoca ‘lisansımı yırtacağım!’demişti.
Bundan sonra hoca yırtsa, ne yırtmasa ne?
Kime ne faydası var hocanın lisansından.
Anlayanlar için yazayım; hocalar bazen takımı ayağa kaldırmak için, motive etmek için bu yollara başvururlar.
‘Testi kırılınca yol gösteren çook çıkacaktır!’ diye aylar öncesinden yazmıştım.
Testi kırıldı ne deseniz deyin artık.
Siz konuşun şimdi.
Ancak; hocaya ağır hakaret etmek hiç kimseye yakışmaz!
Unutmayalım; Besim hoca Samsun’un çocuğu.
Takım kurulurken; kadro mühendisliği yapılmamış.
Yabancıların hepsi kalpazan futbolcu çıktı.
Besim Hoca diyor; ‘oyuna alacağım. Isınıyor Angan golü yedik o arada. Ayağım ağrıyor dedi. Oynamadı.’
‘Bir musibet bin nasihattan daha iyidir!’ derler.
Belki de; Samsunspor için daha hayırlı oldu.
Alacaklılar utanır da Lige çıkana kadar alacaklarından feragat ederler…
Besim hoca; yaptığı toplantıda, ‘karşınızda ağlamak istemiyorum!’ dedi ya…
Bence de; ağlama hocam!
Bilerek, isteyerek bu takımı düşürmedin.
Buraya kadarmış.
Olmadı kadermiş!
***
Çok okuduğum, çok sevdiğim, çok da beğendiğim büyük şair ve yazar Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle diyor:
AĞLAMA, GÖZLERİ KIZARMIŞ ÇOCUK!
TEK DAMLA YAŞIN DÜŞMESİN YERE.
BAK, TEK GÜZELLİĞİMİZ YOKLUK,
SANA BİR ÖĞÜT; AĞLAMA BOŞ YERE.
**
NE OLURSA OLSUN HİÇ BİR ŞEY DEĞMEZ,
SENİN BİR DAMLA GÖZYAŞINA.
AĞLAYANA KİMSE BOYUN EĞMEZ.
KİMSE BAKMAZ KİMSENİN YAŞINA.
**
NE KADAR KÖTÜLÜK, PİSLİK VARSA;
SEN HERŞEYİ TERTEMİZ ÖĞREN.
EĞER YÜZÜNE GÖZYAŞI YAĞARSA;
SENİ GARİP SANIR HER GÖREN.
**
AĞLAMA SAKIN ÇOCUK, AĞLAMA!
KORKMAYANA ZARAR GELMEZ, BUNU BİL.
SEVGİNİ HEP SÖYLE, SAKIN SAKLAMA.
AKLINDAN KORKUYU, GÖZÜNDEN YAŞI SİL.

NOT: -1- Endüstri Meslek ve Teknik Liseleri Mezunları geleneksel hale getirdikleri pilav gününde 13 Mayıs Pazar günü buluşacaklar. Samsun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Samsun Şehit İlhan Hamlı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bahçesinde saat: 17:00 ile 19:00 arasında düzenlenecek. Tüm Samsun halkı davetlidir.

NOT: -2- Ahmet hamdi Tanpınar kimdir?
23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin oğlu. Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani’nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara’daki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933’ten sonra İstanbul’da Kadıköy Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP’den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949’da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de İstanbul’da yaşamını yitirdi.

Etiketler:

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com